DEVEDİKENİ

Adımlarım hızlandı. Kafamdaki bir dolu endişeye korku da katılmıştı artık. Korkuyordum ve korktukça adımlarıma engel olamadığım bir hız da eşlik ediyordu. Ama artık vazgeçemezdim. Kafamın içindeki bu devedikeni ile daha fazla yaşayamazdım. Yüreğimi bu denli hor göremezdim.

Çukurcuma’daki yokuştan iniyordum. Adımlarım hızlı, ben kararlıydım. Birden yakındaki camiden yükselen ezan sesi bütün dikkatimi dağıttı. Elbette Allah’la da bir hesaplaşmam olacaktı. Beni helak edeceğini bir peygamber aracılığı ile yeryüzüne duyuran bir yaratıcıya da söyleyecek iki çift sözüm vardı. Camiye gidecektim, ardından kiliseye, sinagoga, cem evine. Her ne ibadethane varsa bu evrende Allah’a el açtıkları kulların. Gidecektim. Şey diyecektim. Ne desem acaba? Neyse bunu sonra düşünürüm. Belki bir metin hazırlarım. Onu okurum sesli sesli. Belki biraz ağlarım okurken. Ağladıkça sorarım nedenleri. Ama şimdi bunu düşünmenin sırası değil.

Çukurcuma yokuşunu indim. Karaköy’de sahili arşınlamaya başladım. Gideceğim yere ulaşmama az kalmıştı. Hem ellerim titriyor hem de avuç içlerim terliyordu. Hafiften çişim de gelmişti. Ama söyleyeceklerimi söyledikten sonra bütün bu stres sona erecekti biliyordum.

Ve işte gelmiştim. Her hafta sonu analog kamerama film almak için geldiğim bu fotoğrafçı dükkanından içeriye ilk adımımı atmıştım. Dükkan sahibi Erkan’a yöneldim. Erkan siyah saçlı, kafasının tam ortasında, yılların ondan alıp götürdüğü ve hâlâ da götürmeye devam ettiği saç tellerinin eksikliğinden kaynaklı bir boşluk bulunan bir adamdı. Orta boylu, hafif göbekli bir tipti. Klasik Türk erkeği işte, anlattırmayın canım!

Erkan’a yöneldim ve işte devedikeninden kurtuluşumun ilk cümlelerini ona sarf ettim: “Bana baksana sen! Tırnak içerisinde söylüyorum, yanında ‘adam gibi adam’ olmak zorunda değilim. Erkekliğin temel yapı taşı olarak gördüğünüz şu alete ben de sahibim ama ayna karşısına her geçtiğimde, penceremden içeri sızan güneşin tenimde gezinişi ve bedenimin kıvrımlarında dans edişi bana hep kadın olduğumu hissettirir. Güne kadın olarak uyanır, yastığa başımı bir kadın olarak koyarım. Hatta rüyalarıma da böyle devam ederim. Yani sana bir penis için kanıtlamaya çalışacağım hiçbir şey yok! Şimdi bana tuvaletin yerini göster. Çünkü çişim geldi.”

Çişimi yapıp oradan çıktım. Yanında kendim gibi olamadığım bir kişi daha listeden çıkmıştı.